Güncel Cerrahi Tedavi, Mehmet Ali GÖK, Editör, Akademisyen Kitabevi, Ankara, ss.491-500, 2023
Abdominal apselerin araştırılmasında iğne aspirasyonu, önceleri tehlikeli olarak görülen bir yöntemdi. Fakat yetmişli yılların başında, ultrasonografi (US) kılavuzluğunda perkütan tanısal ponksiyon yöntemi Holm ve arkadaşları1 tarafından tanımlandı. Bu yöntem 1973 yılında rutin uygulanabilecek bir yöntem olarak kabul edilmiştir. Apselerin tanınmasında ve diagnostik punktur işleminde bilgisayarlı tomografinin (BT) önemini değerlendiren ilk makale ise 1976 yılında yayınlanmıştır2 . Hemen ardından US kılavuzluğunda Seldinger tekniği kullanarak bir apsenin perkütan kateterizasyonunu yapılmıştır. Kısa bir süre sonra yayınlanan bir çalışmada ise sonuçların cerrahi drenaja üstün olduğu belirtilmiştir3 . Görüntüleme eşliğinde perkütan apse drenajı (PAD), sıvı drenajını genel anestezi gereksinimi olmadan mümkün kılan, hastanedeki kalış süresini ve mortaliteyi azaltan, açık cerrahi drenaja göre daha başarılı bir minimal invaziv yöntemdir4 . Günümüzde apse tedavisinde uygulanan PAD, birçok merkezde ilk olarak tercih edilen ve rutin olarak yapılan girişimsel radyolojik işlemdir. Yöntemin sistemik antibiyotik tedavisi ile birlikte uygulanması ile apselerin büyük kısmının tedavi edilebileceği bilinmektedir.